Odunpazarı’nda çocuklar fotoğrafçılığı öğreniyor.

Odunpazarı’nda çocuklar fotoğrafçılığı öğreniyor.

ESKİŞEHİR,(DHA)- Odunpazarı Belediyesi, çocukların el becerilerini geliştirmesi ve hayal dünyalarını genişletmek için Hamamyolu’nda açtığı Yaz Atölyeleri, fotoğrafçılık atölyesi ile devam etti.
8-16 yaş arası çocukların katılabildiği Fotoğrafçılık Atölyesi çalışmalara Zeytindalı Çocuk Merkezi’nde başladı. Eğitmenliğini Osman Yaşar Tanaçan ve Doç Dr. Feyyaz Bodur’un yaptığı Fotoğrafçılık Atölyesi’ne çocukları ile beraber veliler de katıldı. Gerçekleşen ilk atölyede Tanaçan ve Bodur, atölye katılımcılarına fotoğraf makinelerini tanıttı. Katılımcılara fotoğrafın nasıl oluştuğunu anlatan Tanaçan ve Bodur, atölye boyunca objektif, enstantane ve diyaframa kadar bir çok konuya değindi.
Fotoğrafçılık Yaz Atölyesi, Pazartesi Günleri Zeytin Çocuk Merkezi’nde 13.30-15.00 saatleri arasında gerçekleşecek.
FOTOĞRAFLI

Kaynak : Hurriyet

(0)

UNICEF’ten çocuklar için çağrı

UNICEF’ten çocuklar için çağrı

UNICEF Genel Direktörü Henrietta H. Fore, Yemen’de 4.3 milyon çocuğun açlıktan ölme riskiyle karşı karşıya olduğunu, Suriye’de 300’den fazla eğitim kurumunun saldırılara maruz kaldığını açıkladı. Gazze’de de çok fazla çocuk ölümünün ve yaralanmasının rapor edildiğini belirten Fore, “Çocuklara yönelik saldırıları durdurun” çağrısı yaptı.

UNICEF Genel Direktörü Henrietta H. Fore çatışmalı bölgelerde yaşayan çocuklarla ilgili açıklama yaptı. “Gazze’de, martın başından beri protesto gösterilerinde çocukların öldüğünü ve yaralandığını gördük. Pazartesi günü, 2014 Gazze savaştan bu yana en ölümcül gün olduğu söylenen olayda çok fazla çocuk ölümleri ve yaralanması rapor edildi” denilen açıklamada, Orta Afrika Cumhuriyeti’den Güney Sudan’a, Suriye’den Afganistan’a, çatışma ortamlarında çocuklara yönelik saldırıların hız kesmeden sürdüğü, çocukların korunamadığı vurgulandı.

UNICEF Genel Direktörü Fore’nin yaptığı değerlendirmede, özetle şunlar yer aldı:

4.3 MİLYON ÇOCUK RİSK ALTINDA
“Çocuklar açısından ölümcül yanları hiç dikkate alınmadan her tür savaş yöntemine başvuruldu. Okullara, hastanelere ve diğer sivil tesislere yönelik gelişigüzel saldırılar, kaçırma olayları, çocukların silah altına alınmaları, ablukalar, gözaltında istismar ve insani yardımlara izin verilmemesi artık sıradan olaylar haline geldi. Örneğin, Yemen’de ileri sürülenlere göre, içinde bulunduğumuz yılın başından bu yana çatışmaların sonucu olarak 220 çocuk öldürülmüş, 330’dan fazla çocuk da yaralanmıştır. Bugün yaklaşık 4.3 milyon çocuk açlıktan ölme riskiyle karşı karşıya ve bu da 2017’deki düzeylere göre yüzde 24 artış anlamına geliyor.

GAZZE’DE ÇOK FAZLA ÇOCUK ÖLÜMÜ RAPOR EDİLDİ
Suriye’de barış umudu hala yok. Yılın ilk üç ayında hastanelere ve sağlık tesislerine 70’ten fazla saldırı teyit edildi. Çatışmaların başlangıcından bu yana 300’den fazla eğitim kurumu saldırılara maruz kaldı. Yaklaşık 5.3 milyon çocuk kendi ülkesinde yerinden olmuş ya da mülteci durumuna düşmüşken 850 bin kadar çocuk da abluka altına alınmış ya da ulaşılması güç yörelerde yaşıyor. Gazze’de, martın başından beri protesto gösterilerinde çocukların öldüğünü ve yaralandığını gördük. Pazartesi günü, 2014 Gazze savaştan bu yana en ölümcül gün olduğu söylenen olayda çok fazla çocuk ölümleri ve yaralanması rapor edildi. Bangladeş’te, Myanmar’da yakınlarda görülen kırımlardan sağ kurtulan 400 binden fazla mülteci çocuk insani yardımlara muhtaç.

GÜNEY SUDAN’DA 19 BİN ÇOCUK GRUPLARIN ELİNDE

Güney Sudan’da en az 2.6 milyon çocuk evlerini terk etmeye zorlanıyor. 1 milyondan fazla çocuk akut malnütrisyonun pençesindeyken, bunlardan 250 bininin durumu çok ağır ve ölüm riski büyük. Bu yıl içinde 600 kadar çocuk silahlı grupların elinden alınsa bile, henüz yaklaşık 19 bin çocuk savaşçı, haberci, taşıyıcı, aşçı hatta seks kölesi olarak savaşan taraflarca kullanılmaya devam ediyor.

ÇOCUKLARIN ÜÇTE BİRİ OKUL DIŞINDA
Afganistan’da çatışmalar yüzünden bu yılın başından beri 150 çocuğun öldürüldüğü, 400’den fazlasının da yaralandığı bildiriliyor. Orta Afrika Cumhuriyeti’nde geçtiğimiz birkaç ay içinde yeniden alevlenen şiddet olayları nedeniyle hemen hemen 29 bin çocuk evini terk etmek zorunda kalmış, böylece kendi ülkelerinde yerinden olan çocuk sayısı 360 bine yaklaştı. Beş yaşından küçük her 5 çocuktan en az 2’si kronik malnütrisyona maruzdur ve okul çağındaki çocukların üçte biri de bugün okul dışında.”

ÇOCUKLARA SALDIRILARI DURDURUN
UNICEF’in bilgi notunda yapılması gerekenler ise şöyle özetlendi:
“Tek başına insani yardım yeterli değil. Çocukların her zaman barışa ve korunmaya ihtiyacı var. Savaşın kuralları, sivillerin yasadışı hedef alınmasını, okullara ve hastanelere saldırılmasını; çocukların kullanılmasını, silahlandırılmasını ve yasa dışı gözaltına alınmasını ve insani yardımlara engel olunmasını yasaklar. Çatışmalar patlak verdiğinde bu kurallara saygılı olunmalı ve bunları ihlal edenlerden hesap sorulmalı. Gerçekten artık yeter: Çocuklara yönelik saldırıları durdurun.”

UNICEF’ten çocuklar için çağrı

 

Kaynak : Hurriyet.com

(0)

Özel okul teşviki… ‘Ne kadar, kimler başvurabilir’

Özel okul teşviki… ‘Ne kadar, kimler başvurabilir’

Lise tercihleri sona erdi. Yerleştirme sonuçları 30 Temmuz’da açıklanacak. Sınavla alacak okullar ve adrese dayalı yerleştirmenin dışında özel okulları düşünen veliler ise ‘özel okul teşviki’ araştırmasında. Eğitim ve öğretim desteğine kimler başvurabiliyor? Ne kadar destek veriliyor? Velilerin akıllarındaki sorulara cevap aradık.

Eğitim öğretim desteğine kimler başvurabiliyor? Ne kadar destek veriliyor? Velilerin akıllarındaki sorulara cevaplar şöyle:
Lise tercihleri 13 temmuz ‘da sona erdi. Yerleştirme sonuçları 30 Temmuz’da açıklanacak. Sınavla alacak okullar ve adrese dayalı yerleştirmenin dışında özel okulları düşünen veliler ise ‘özel okul  teşviki’ni araştırıyor. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) özel okula kayıt yaptıran, eğitimine devam eden ve yüzde 51’in altında burslu okuyan öğrencilere ‘eğitim öğretim desteği’ veriyor. Geçtiğimiz yıl toplam 340 bin öğrenciye eğitim öğretim desteği verildi. Bu yıl teşviklerle ilgili detaylar ağustosta açıklanması beklenen ‘Özel Okullarda Öğrenim Gören/Görecek Öğrenciler İçin Verilecek Eğitim ve Öğretim Desteği Uygulama Kılavuzu’nda yer alacak.

Eğitim öğretim desteğine kimler başvurabiliyor? Ne kadar destek veriliyor? Velilerin akıllarındaki sorulara cevaplar şöyle:

DÜŞÜK GELİRLİLERE DAHA FAZLA PUAN
Özel okula kayıt yaptıran, eğitimine devam eden ve yüzde 51’in altında burslu okuyan öğrenciler teşvikten faydalanabiliyor. Öğrencinin başarı durumu, disiplin cezası almamış olması, ailenin aylık geliri, anne-babanın durumu gibi faktörler teşvik verilecek öğrenciyi belirlemede etkili oluyor. Düşük gelirli ailelerin çocuklarına daha fazla puan veriliyor. Eğitim öğretim desteği almaya hak kazanan öğrencilerin eğitim ve öğretim destek bedeli yüzde 35’i kasım, yüzde 35’i şubat, yüzde 30’u haziran aylarında olmak üzere öğrenim gördükleri okullarına ödeniyor. Geçen yıl ara sınıflarla birlikte toplam 340 bin öğrenci yararlanıyordu. 2018-2019 eğitim öğretim yılında ilk kez teşvik verileceklerin sayısı ise ‘Özel Okullarda Öğrenim Gören/Görecek Öğrenciler İçin Verilecek Eğitim ve Öğretim Desteği Uygulama Kılavuzu’nda yer alacak. Kılavuzun ise geçen yıl olduğu gibi ağustosta açıklanması bekleniyor.

BAŞVURULAR E-OKUL SİSTEMİ ÜZERİNDEN
Geçen yıl okul öncesi eğitim kurumunda öğrenim görecek öğrenciler için 2 bin 860; ilkokuldakiler için 3 bin 440, ortaokul ve lisedekiler için 4 bin; temel liselerdekiler için ise 3 bin 440 lira teşvik verildi. Bu yılki miktar da yine kılavuzda yer alacak. Başvurular öğrencinin kayıtlı olduğu okul müdürlüğü aracılığıyla e-okul sistemi üzerinden yapılıyor.

SINIFTA KALAN HAKKINI KAYBEDER
Eğitim ve öğretim desteği bazı durumlarda kaybedilebiliyor. Bu destekten faydalanan öğrenciler, eylül ayı içerisinde başka bir okula nakil olmaları halinde eğitim ve öğretim desteği hakkını kaybederler. Sınıf tekrarı yapan öğrenci eğitim öğretim desteği alamaz. Kesin kayıt döneminde işlemi yapılmayan öğrenci de hakkını kaybeder.

(0)

Çocuğum Teknoloji ile Ne zaman Tanışmalı?

Çocuğum Teknoloji ile Ne zaman Tanışmalı?

Medicana International İstanbul Hastanesi’nden uzman psikolog ve pedagog Reyhan Ateş Yücel, teknolojinin ilerleyişi ve herkes için ulaşılabilir olmasının, hayatı kolaylaştırmakla beraber çocuklarda iletişim kurma becerilerini olumsuz etkilediğini belirtti.

Yücel, tablet ve akıllı telefonların okul yaşında kontrollü kullanılması gerektiğini aktardı.

Çocukları teknolojik aletlerle tanıştırma yaşının mümkün olduğunca geç olması gerektiğini belirten Yücel, şunları kaydetti:

“Özellikle 0-7 yaş arası dönem beyin gelişimi açısından son derece önemlidir. Teknolojik aletler bu yaş çocukların sosyalleşme ve iletişim kurma becerilerini olumsuz etkileyebiliyor. Okul öncesi dönem çocuğunun ihtiyacı olan tablet değil, ona bakım veren kişilerle kurduğu sağlıklı bağlardır. Okul öncesi dönemde çocuklar ekranlardan gelen uyaranları henüz işleyebilecek bir anatomik yapıya sahip olmadıkları için uykuya geçiş, uyku ve huzursuzluk atakları yaşayabiliyor. İlk yıllarda çocuğun temel ihtiyacı 5 duyusunu birden kullanabileceği, kendi sesine, gülüşüne ve tepkilerine karşılık bulabileceği, sanal değil, gerçek bir etkileşimdir. Bu da anne-babanın çocukla sağlıklı bir bağ kurabilmesinden geçiyor.”

“Tabletler ve akıllı cihazlar, her geçen gün evdeki yeni bakıcılar haline geliyor”

Reyhan Ateş Yücel, mevcut koşuşturmada birçok anne ve babanın çocukla oyun oynamak ve birlikte vakit geçirmek yerine akıllı cihazlara yöneldiğini aktardı.

Yücel, devamla şu değerlendirmelerde bulundu:

“Tabletler ve akıllı cihazlar, her geçen gün evdeki yeni bakıcılar haline geliyor. Çocuklar tablet olmadan yemek yemiyor, tablette şarkı dinlemeden uyumuyor. Ailece birlikte sohbet edilerek yenen akşam yemeklerinin yerini tabletle beslenme alıyor. Oysa çocuğun yaşamının ilk yıllarında tek ihtiyacı anne ve baba ile kurulan sağlıklı ilişkilerdir. Bu, hem ileri yıllardaki psikolojik gelişimin hem de öğrenmenin temelini oluşturur. Uzun süreli tablet kullanımı ile dikkat problemleri arasında ciddi bir ilişki bulunuyor. Bebeklik döneminde uzun süreli teknolojik alet kullanımına maruz kalan çocuklarda okula başladıklarında dikkat problemleri, hazzı erteleyememe ve uyum problemleri gözlenebiliyor. Tabletler, eğlendirici olmakla beraber gerçek dünyadan ve deneyimlerden uzaklaştırıcı etkilere sahiptir. Sanal ortamın o renkli, hareketli ve hızlı dünyası yanında gerçek hayat çocuklara son derece sıkıcı gelerek dürtüselliği artırıyor ve okul ortamında sabırsızlığa yol açıyor.”

Okul dönemi başlamadan önce çocukları mümkün olduğu kadar tablet ve akıllı telefonlardan uzak tutmanın önemli olduğunu vurgulayan Yücel, “Okul döneminde ise kontrollü ve amacına uygun kullanma öğretilebilir. Okul döneminde ödevlere katkı, bilgiye ulaşma ve bilgiyi doğru kullanma konusunda çocuklara yol göstermek gerekiyor. Çocuk büyüdükçe ilgilendiği uygulamalar, ulaşmak istediği bilgiler, hatta sanal oyunlar olabilir. Bunlar birlikte gözden geçirilebilir, kullanım süreleri ayarlanabilir. Cep telefonları ise ergenlik dönemine kadar bir çocuğun hayatında elzem değildir.” ifadelerini kullandı.

Yetişkinlerin de teknolojiyi doğru kullanma konusunda çocuklara örnek teşkil etmesi gerektiğine işaret eden Yücel, “Çocukları sürekli meşgul tutmak için ellerine tablet tutuşturan ebeveynlerden olmamaya dikkat etmek gerekiyor. Bunun yanında aile için yemek, uyku ve teknoloji saatlerini belirlemek büyük önem teşkil ediyor. Bir ailenin en çok birlikte zaman geçirmeye, etkileşime geçmeye ve gerçek dünyada olup bitenleri deneyimlemeye ihtiyaç duyduğunu unutmamak gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.,

Çocuğum Teknoloji ile Ne zaman Tanışmalı?

Çocuk hikaye kitaplarına buradan ulaşabilirsiniz ..

Kaynak: Hurriyet Çocuk Eğitim 

(0)

Günümüzde tüm Dünya’da önemli bir problem olan çocuk istismarı ülkemizde de çok sık görülen toplumsal bir sorun halini aldı. Tüm Türkiye’yi yasa boğan, sokaklara döken Eylül ve Leyla ne yazık ki ilk acımız olmadıkları gibi hala endişe ile yolunu beklediğimiz kayıp çocuklarımız bulunuyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre 2008-2016 yılları arasında resmi olarak kayıp müracaatı yapılan çocuk sayısı 100 bini geçmiş durumda. Veriler de bu duruma alışmamamızı, çocuk istismarını fiziksel, ruhsal, sosyal, kültürel, ahlaki ve hukuki boyutlarda birçok yönden acilen ele almamız gerektiğini gösteriyor.

 

Continue Reading…

(0)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 27 Mart’ta, 2019’da zorunlu eğitim yaşının 6’dan 3’e düşürüleceğini söyledi.

Okul öncesi eğitim;

OECD’nin 2015 verilerine göre, Fransa’da 3 yaşta okullaşma yaklaşık yüzde 100. Çoğu Avrupa ülkesinde 3-5 yaşta eğitime katılım yüzde 90’ın üzerine çıkıyor. Türkiye’de ise oran son 10 yılda artsa da 2016’da 3-5 yaşta ancak yüzde 35.2’ye ulaşarak, OECD ortalamasının ve MEB’in hedefinin altında kaldı. MEB, 2019’da 4-5 yaşta okul öncesi eğitimi zorunlu hale getirmek için çalışıyor. OECD ise dün yayınladığı ‘Çocuklarla İlgilenmek’ raporunda, okul öncesi eğitim süresi, kapsamı ve kalitesi konusunda endişeli olduğunu belirtiyor. İşte raporda öne çıkanlar ve birkaç Avrupa ülkesinden örnekler:

ALTYAPI HAZIR
FRANSA: Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un açıklamalarına göre, zorunlu eğitim yaşı 2019’da 6’dan 3’e düşürülecek. Ülkede, 3 yaşından itibaren okul öncesi eğitim halihazırda ücretsiz. Bu nedenle OECD’nin 2015 verilerine göre, 3 yaş düzeyinde okullaşma yaklaşık yüzde 100. Ülkede bu eğitimin zorunlu eğitim kapsamına alınması için yeterli altyapı, teknik imkan ve yetişmiş öğretmen mevcut. Bu nedenle Macron 2019 gibi yakın bir tarih verebiliyor.

YASAL HAK
İNGİLTERE: İngiltere’de zorunlu eğitim 5 yaşında başlıyor. Ancak 3 yaşından itibaren, çocukların haftalık 15 saat, erken çocukluk eğitiminden faydalanması yasal hak olarak görülüyor. Ülkede 4 yaş için, ilkokul birinci sınıfa bir hazırlık olarak görülen ‘reception class’lar bulunuyor. Burada oyunlar oynanıyor, eğitim etkinlikleri düzenleniyor, çocukların sosyal ve psikolojik gelişimleri destekleniyor. Ülkede 3 yaş düzeyinde okul öncesi eğitime katılım oranı ise yüzde 93’ün üzerinde.

 

ZORUNLU EĞİTİM KATILIMI İKİYE KATLIYOR
POLONYA: 2014’te ilkokula başlama yaşı 7’den 6’ya düşürüldü. 2011’den beri ülkede okul öncesi eğitim 5 yaşından itibaren zorunlu. Ülkede erken çocukluk eğitimi, iki ayrı bakanlığın sorumluluğunda. 3 yaş altıyla İstihdam ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, bu yaşın üstüyle Milli Eğitim Bakanlığı ilgileniyor. Ülkede 3 ve 4 yaş düzeyinde katılım oranı, ortalama yüzde 58. Ancak bu oran zorunlu eğitim kapsamına girilen 5 yaş düzeyinde yüzde 94’e geliyor.

OYUN GRUPLARI ÜCRETSİZ
HOLLANDA: Ülkede zorunlu eğitim 5 yaşında başlıyor. Ancak çoğu aile çocuğunu 4 yaşında okula gönderiyor. İlkokula başlama yaşı ise 6. Hollanda zorunlu eğitim kapsamının dışındaki yaşları da göz ardı etmiyor. Ülkede erken çocukluk eğitimi bilinci çok yüksek. Çocuklar 2-4 yaş arasında devlet tarafından finase edilen oyun gruplarına katılabiliyor. Bunlarda genellikle yarım gün boyunca erken çocukluk eğitimi programları takip ediliyor. Bu nedenle katılım oranları çok yüksek. Avrupa Birliği’nin 2015 verilerine göre, 3 yaş düzeyinde yüzde 83.4, 4 ve 5 yaşta ise yaklaşık yüzde 99.6

NEREDEYSE TÜM ÇOCUKLAR ANAOKULUNDA
DANİMARKA: 2008’de okula başlama yaşı 7’den 6’ya çekildi. Okuldaki ilk yılda okul öncesi eğitim yapılıyor. Öğrenciler, 7 yaşında ilkokula başlamış oluyor. Danimarka, diğer İskandinav ülkelerinde olduğu gibi 1 yaşından itibaren devlet tarafından finanse edilen kurumlarıyla çocuklara, erken çocukluk eğitimi, ailelere ise destek hizmetleri sunuyor. 26 haftadan itibaren çocukların bu eğitim imkanlarından faydalanması yasal bir hak. Bu nedenle katılım oranı 3, 4 ve 5 yaş düzeyinde ortalama yüzde 97.

İLK ANDAN BERİ AİLENİN YANINDA

NORVEÇ: Erken çocukluk eğitiminin dünyadaki en iyi sistemlerinden birine sahip olan Norveç, OECD ülkeleri içerisinde Lüksemburg’tan sonra bu alana en çok kaynak ayıran ikinci ülkea. Bu, erken çocukluk eğitimine katılımın 2, 3 ve 4 yaşta ortalama yüzde 95’in üzerine çıkmasını sağlıyor. 1 yaşından itibaren yerel yönetimler, eğitim bakanlığı ve organizasyonların desteğiyle kurulan anaokullarında çocuklara bakım ve erken çocukluk eğitimi, ailelere ise destek veriliyor. Ülkede 1 ile 5 yaş arasını kapsayan bu dönem, zorunlu eğitim kapsamında olmasa da bir ‘hak’ olarak görülüyor. İlkokul 6 yaşında başlıyor. İlk yıl akademik hiçbir şey yapılmıyor. Burada 5 yaşında sona eren okul öncesi eğitimde olduğu gibi oyunlar oynanıyor, eğlenceli öğretici aktiviteleri düzenleniyor.

3 YAŞINDAN İTİBAREN ZORUNLU
MACARİSTAN: Erken çocukluk eğitiminde ekonomisine oranla AB’nin başarılı olara bir diğer ülkesi ise, Macaristan. Ülkede 3 yaşından itibaren okul öncesi eğitim zorunlu. 2015 verilerine göre, 3 yaş düzeyinde okul öncesi eğitime katılanların oranı yaklaşık yüzde 75. Bu oran 4 yaşta yüzde 93.8’e, 5 yaşta ise yüzde 95.1’e yükseliyor.

BİR YIL OKUL ÖNCESİ EĞİTİM YAPILIYOR
SIRBİSTAN: Ülkede zorunlu eğitim 5.5 yaşında başlıyor. Bu yaş düzeyindeki çocuklar, bir yıl okul öncesi eğitim programından sonra ilkokula geçiyor. Başka bir Balkan ülkesi olan Bulgaristan’da da ilkokula 7 yaşında geçiliyor. Ancak bunun öncesinde 6 yaşında bir yıl okul öncesi eğitim alınıyor.

BALTIKTA DA DURUM PARLAK
LETONYA: 5-6 yaş arasında bir yıllık zorunlu okul öncesi eğitimin ardından, ilkokul 7 yaşında başlıyor. Letonya’da 3, 4 ve 5 yaş düzeyinde katılım oranı yaklaşık yüzde 88.

Okul öncesi eğitim verileri;

Okul öncesinde Avrupa’nın çok gerisindeyiz

KÜÇÜK ÇOCUKLAR DA DÜŞÜNÜLMELİ

Ayla Göksel (AÇEV Başkan Yardımcısı): Fransa, erken yaş döneminin en kritik süreç olduğunu kabul ediyor ve okul öncesi yaşı 3’e indirerek, ülkede uzun vadeli insan sermayesine yatırım yapıyor. AÇEV olarak biz de uzun yıllardır bunu savunuyoruz. Türkiye’de 5 yaş grubunda ilerleme sağlandı, ancak henüz oran yüzde 100 değil. Politikalar 3 ve 4 yaşını da hedef almalı. Zorunlu okul öncesinin 3-4 yaşa çekilmesi için en önemli nokta, dezavantajlı çocukların da erişimini sağlayacak kurumların çoğaltılması.

OECD RAPORU: 3 YAŞ ALTINA DİKKAT

OECD ‘Çocuklarla İlgilenmek’ raporunu dün yayınladı. Buna göre OECD ülkelerinde son yıllarda erken çocukluk eğitimi ve bakım hizmetleri için ayrılan kaynak artmasına rağmen, ülkelerde bu konuda kafa karışıklığı sürüyor. OECD’ye göre, eğitimlerin süresi, kapsamı ve kalitesi konusunda da endişeler söz konusu.

OECD, raporda özellikle son 10 yılda erken çocukluk eğitimi için ayrılan kaynakların arttığını vurgularken, ülkelerde oldukça farklı uygulamaların ortaya çıktığını belirtiyor. Çoğu ülkede ilkokuldan önceki bir ya da iki yıl kapsamlı ücretsiz eğitimin verildiği hatırlatılarak ülkelerin bu eğitimi tüm yaş düzeylerine ve gruplara etkin bir şekilde yayması gerektiğinin altı çiziliyor. Çocuklarla İlgilenmek raporundan öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

KAYNAK VE KATILIM ARTTI

Birçok OECD ülkesinde son yıllarda erken çocuk eğitimi ve bakımına ayrılan kaynak arttı. Bu sayede bu ülkelerde 3, 4 ve 5 yaş düzeyinde okul öncesi eğitim daha iyi bir duruma geldi. Bugün en az bir yıl da olsa çoğu OECD ülkesinde okul öncesi eğitim zorunlu.

UYGULAMALAR FARKLI

OECD ülkelerinin çoğunda, okul öncesi eğitime katılım oranları özellikle 4-5 yaş düzeyinde yüzde 90’ı geride bıraktı. Ancak ülkelerin eğitime bakış açısı, buna göre oluşan yasal düzenlemeler önemli farklılıklar gösteriyor. Örneğin, Norveç ve Almanya’da, eğitim 1-5 yaş arasını kapsarken, Çekya ve Portekiz’de ilkokul öncesinde bir ya da iki yıl garanti altına alınıyor. Ülkelerde haftalık ders saatleri de değişiyor. Norveç’te haftada 41 saat eğitim verilirken, Fransa’da okul öncesi eğitim 24 saate geriliyor. Avusturya’da ilkokuldan bir önceki yılda 16-20 saatlik, İskoçya’da ise 3-4 yaş düzeyine 16 saatlik okul öncesi eğitim, yasal olarak güvence altında.

DERS SAATLERİ YETERSİZ KALABİLİYOR

Ders saatlerinin bazı ülkelerdeki yetersizliğinin yanı sıra diğer bir endişe kaynağı da 3 yaş altındaki çocuklara sunulan eğitim. OECD ülkelerinde okul öncesi eğitime katılım, 3 yaş düzeyinde 2006’da yüzde 29’dan, 2014’te yüzde 35’e kadar yükseldi. Birçok ekonomi, 0-2 yaş arasında çocukları olan ailelere evde destek veya özel olarak oluşturalan oyun alanları sunuyor. Bu konuda son yıllarda iyi bir yol katedilmesine rağmen, okul öncesi eğitime katılımda iyi bir tabloya sahip Danimarka’da, 1 yaş düzeyindeki çocukların yüzde 40’ı aile destek hizmetlerinden faydalanıyor. Ayrıca özellikle göçmen ve yoksul çocuklar için de risk sürüyor.

Kaynak: Hurriyet okul öncesi eğitim

(0)

YAZ OKULU NEYE GÖRE SEÇİLMELİ?

YAZ OKULU NEYE GÖRE SEÇİLMELİ;

Yazın gelmesiyle birlikte yaz aktiviteleri de gündemde yerini aldı.

Peki yaz okulu nasıl seçilir?

İşte yaz okulu seçiminde başlıca kriterler!

Çocukların zamanlarını eğlenceli ve etkin bir şekilde geçirmelerine olanak sağlayan yaz okullarını seçerken nelere dikkat etmek gerektiği konusunda Spor Eğitmeni Funda Öztürk Alban bazı bilgiler verdi.

* Öncelikle güveneceğiniz yaz spor okulunun bağlı olduğu kurumu mutlaka değerlendirin.

* Bulunduğu alandaki fiziki koşullar önemlidir. Güvenliği olan okulları tercih edin.

* Öğrenci kapasitesi önemlidir. Büyük okullarda kontrol zor olabilir.

Önemli olan bir öğretmene düşen öğrenci sayısıdır. Bu da yaş gurupları ve seviyelere göre değişir. Örneğin yüzmede 9 yaşın altında yüzmeyi hiç bilmeyen çocuklarda 3-6 kişilik gruplar, bilen ve 9 yaştan büyük olan çocuklarda 5-10 kişilik guruplar idealdir. Tenis derslerinde ki mantık da aynıdır. Basketbol, futbol veya voleybol gibi branşlarda gurupların biraz daha kalabalık olması gerekir. Bir öğretmen ortalama 10-15 çocukla çalışabilir.

* Görevli spor eğitimcilerinin mutlaka spor eğitimi almış kişiler olması gerekir. Antrenör veya beden eğitimi ve spor yüksek okulu mezunlarının ya da son sınıf stajyer öğretmenlerin görev aldığı okullar tercih edilmelidir.

* Yaz spor okulunun amacı mümkün olduğu kadar çok spor branşını tanıtmak ve sevdirmek olmalıdır. Yüzme, tenis, basketbol, voleybol, futbol, jimnastik, satranç kısacası her branşın kısa temel eğitimi ve oyun formatlı sunumu yaz spor okulu programında idealdir.

* “Bu kadar çok spor yapılır mı?” şeklinde düşünmemek gerekir. Çünkü çocuklar buralarda spor yapmaz, nasıl yapıldığını oyunla öğrenir.

* Okula başlamadan önce yüzme eğitimi alacak öğrencilerin Hepatit A’ya karşı korunuyor olduğunun sorgulanması okul adına önemlidir. Bu konuda anne babaların dikkatli olması, okul sormasa bile çocuklarının aşı takvimini doktorlarına kontrol ettirmesi önerilir.

* Spor okullarında programın temel öğretim ve oyun amaçlı olması gerekir. Antrenman yapılan ve sporcu seçen, çocuğun yeteneğini yargılayan ve belli becerileri zorunlu kılan okullar çocukların eğer yeteneği yoksa spordan soğumasına neden olabilir.

* Yaz spor okulları çocuğun eğitim alırken eğlendiği formatlarda olmalıdır. Eğer özel bir yeteneği varsa zaten eğitmen sporcu olabilmesi için kulüplere yönlendirme yapacaktır.

Kaynak Hurriyet Aile 

(0)
X
WhatsApp Whatsapp Hızlı Erişim